Düşünceler Gerçek Olur Mu?

İnsan düşünebilen bir varlıktır ve bunun tüm yükünü üzerinde taşır. Öyle ki, düşünmeye ve akletmeye başladığı andan itibaren kurgulamaya başlamıştır.

Avcılık ve toplayıcılık zamanlarında, bitkilerin tohumlarını ve onun ne işe yaradığını akledince beslenmesini kurgulamaya ve planlamaya başlamıştır. Bir sonraki beslenme stokunu planladığında kendine bir gelecek kurgulaması ve refaha ulaşımı başlamıştır. Bu refah düzeyinde kendi sosyal hayatını değiştirmiş, göçerlikten yerleşke yüzenine geçmiştir. Zor doyurduğu az sayıda çocuk yerine yerleşkede koruduğu ve beslediği çok sayıda nüfusa ulaşmıştır.

Ana sorunu yine hortlamıştır. Nüfusa yetecek besin !

Besin stokuna dayalı geleceği kurgulama yayılmacılığı, çıkar çatışmalarını ve bir çok sorunu beraberinde getirmiştir. Tarım yapmanın yanı sıra, talandan ve saldırılardan koruma ve güvenlik ihtiyacı savaşan sınıfı doğurmuş, bu yöneten sınıfı da olgunlaştırmıştır. Yani toplumsal roller ve sınıflar oluşmuştur.

İnsanoğlunun refaha yönelen düşünceleri, olumsuzluklara neden olmuştur. Düşünceler çıkış noktası itibariyle masum da olsalar eylemselliğe dönüşüp diğer varlıklarla etkileşime neden oldukları için sonuçları itibariyle sadece düşüneni değil, düşünceden etkilenenleri de bağlar.

İnsan bir düşünce oluşturduğunda “OLASILIKLAR HAVUZUNA” bir tohum bırakır. Düşünülmüş ise olabilir ve yapılabilir. Ancak hala size aittir. Bu düşünce söze döküldüğünde artık size ait değildir, kamuya aittir. Bu düşüncenin yandaşları ve karşıtları oluşur.

Bir düşünce oluşturalım;

“Orman ile denizin buluştuğu bir mekanda doğanın size sundukları ile derin düşüncelere daldınız. Dünyanın güzelliğine, evrenin eşsizliğine varlıkların kutsiyetine ulaşan düşünceler oluşturup keyf ettiniz. Ulu Yaradan’a şükran duydunuz, aşkettiniz. Buraya kadar sıkıntı yok.

Bu ortamda yaşamak isteğiniz oluştu. Sosyalleşme ihtiyacı ile dostlarınıza anlattınız olanları mutlulukla. (artık söze döküldü) Söze dönüştü mü artık toplumun malıdır bu düşünce. Kimisi onaylar, kimisi yadsır. Topluma ikram edilen her düşünce başkalarının nazarına tabiidir.

Ve eyleme döktünüz isteğinizi. O mekânda bir yerleşke oluşturdunuz. (Çadır, Kulübe, Ev, Villa, Saray…) Ardından o ekolojik alanla ilişkiniz başladı. Artık bir yeri çevirip domates, biber yetiştirdiniz, o denizin balığının peşine düştünüz beslenmek için, ormanın ağacını kesip yaktınız ısınmak için. Artık o ekolojik alanda bir etkiniz oldu ve mutlaka bir tepkiye neden olacaktır.

Bu hayali siz kendiniz sonlandırın.”

İnsanın düşünceleri gerçekleşebilir. Olasılıklar havuzuna atılan her tohumun zamanı geldiğinde yeşermesi mümkündür. Bu onu ne kadar istediğinizle de bağlantılıdır. Çok isterseniz onu gerçekleştirmek için davranırsınız, yani davranışlarınıza yansır. Davranışlarınız nedeniyle yaşamda algılanış durumunuz yani karakteriniz değişir.

Söze düşen her düşünce bağlayıcıdır. Toltek kültürü sözün büyü olduğuna inanır ve söz çıkmışsa gereği yapılmalıdır. Anadolu inancında “eline, diline ve beline hakim olmak” vardır. Bunun özü diğer insanlara zarar vermemek, incitmemektir. Her söz bir beklenti oluşturur. Beklentinin karşılanmaması muhatabını incitir ve kırar. İhanet etmeye gider. İhanete uğrayanın hakkı “Kul Hakkı’na girer. Her şeye muktedir Ulu Yaradan, sadece bu alanda affedici hükmü, hakkı yenmiş kullarına bırakmıştır.

Düşüncelerinize dikkat edin, gerçekleşebilir. Olumsuz sonuçlarını öngöremediğiniz anlar ve durumlar oluşabilir.

Ama daha önemlisi düşünceler söze yansımışsa artık kamunundur, toplum her türlü değerlendirmeyi yapabilir ve olumsuz etkilenebilirsiniz.

Düşüncenize, daha da önemlisi Söze gelmiş düşüncelerinize dikkat ediniz!

Bu resim BAL’daşımız Prof Dr Ertuğrul Köroğlu’nun makalesinden alınmıştır.

Yorumunu Paylaş

Dr. Aşkın Demirci
Âvâzeyi bu âleme Davud gibi sal
Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş