İçrek Yolculuklar

İnsanı bekleyen en önemli yolculuk, kendine yapacağı yolculuktur.

Bu yolculuğa çıkmadan önce ciddi bir hazırlık yapılmalıdır. Yolculuk heybesinin bir gözüne inancı, bir gözüne ilimi almalıdır insan. Yolculuk, insanın kendi içine doğrudur, özüne yönelişidir. Önden gitmiş birilerinin açtığı bir patika veya yol bulunmaz. İnsan içindeki direngiyi kırmalı, statikten dinamik eylemselliğe  geçmelidir

Yolculuğun iki şartı vardır;
– İçindeki deruni hakikatle oluşmuş mücevherin varlığına inanmalı
– Sistematik bilimsel bir metodoloji ile çalışmaya devam edilmelidir.

Yaşamın doğal akışıyla yıllarca birikmiş toza ve toprağa aldırmadan bir madencinin bedeninin kirine aldırmadan kazmaya devam etmesi gibi mücevhere ulaşmak için devamlı çaba gösterilmelidir.

Tasavvuf alemi buna tuhfetü’s-sefere demişlerdir.

Mücevheri bulunca ne yapmalı ?

Bezlere sarıp kapalı kutulardan gözden ırak mı tutulmalı?

İnsanların bakışına dikkatine ve yorumuna mı sunmalıdır?

Sufiler, yaşamlarını şu üçlü prensibe bağlamışlardır.

–İlim ( Bilgi veya güncellenmiş bilgi de diyebiliriz)
–Amel ( Güncel bilgilerin ışığında gösterilen davranış)
–İkram ( Diğer insanlara duygu, düşünce ve davranışlarımızı servis edebiliriz)

Önce doğru bilgiye ulaşıp ilim sahibi olmak gerekir, ne yapacağını, ne olduğunu ne düşündüğünü bilmek için. Ardından bu bilgiler ışığında davranıp bu doğrultuda yaşamak gerekir. Kendinde oluşan bu değişikliği toplumla paylaşmanın yolu da mevcut durumun hem sözlü olarak paylaşılması hem de davranışsal olarak yaşanarak gösterilmesi ve bir örnek olunmasıdır.

Burada iki yol var. Ya saklarınız ya da ikram edersiniz bulduğunuzu. Birini seçerseniz diğerinden vazgeçeceksiniz.

Taktir bireyseldir ve saygıdeğerdir.

Yorumunu Paylaş

Dr. Aşkın Demirci
Âvâzeyi bu âleme Davud gibi sal
Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş